Kategoriler
Manşet Siyaset

Hüseyin Coşkun: “Sarıyer’in kangren sorunlarını çözmek için çalışıyoruz”

SARIYER
Beyaz martılar gelir, ararlar nasibini,
Uykuya dalar bir dost, keyfi gıcırdır hani,
Bir tekne demir atar, sığınır da limana,
Kaç asırlık şu cami, meydan okur zamana,

Boğazda bir incisin, Sarıyer bambaşkasın,
Nicelerine ilham, şairlerin aşkısın,
Börekle midye tava, anılmadan olur mu?
Bir kerecik görmeyle sana hiç doyulur mu?

Ağların ucundadır, kim bilir ne hayaller,
Balık lokantaları, sırayla sahildeler….
Beyaz martılar gelir ararlar nasibini,
Kaçırdım iskeleden Kavaklar gemisini…..

Şair Süleyman Ergül’ün kaleminden süzülen bu şiirde olduğu gibi Sarıyer, gerçek bir deniz şehridir. Bir kerecik görmeyle tadına doyulmaz, üstelik ilk kez gelenler balık ağlarının yaydığı iyot kokusuyla sarhoş olur. İlçenin başarılı ve sevilen bürokratlarından Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Coşkun ile Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri genç gazeteci adayları Emre Sertdemir ve Onur Hamzaoğlu maviliklere kulaç atan bir sohbet gerçekleştirdi. Sarıyer’i anlatmanın en iyi yolu Sarıyer’i yaşamaktır diyerek sözü Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Coşkun’a bırakalım.

İçinde deniz geçen İstanbul’un en güzel ilçelerinden Sarıyer de kamu hizmeti veren ve çevresinde çok sevilen bir yöneticisiniz. Önce sizi tanıyabilir miyiz?

1965 Erzincan doğumluyum, bir kızım ve bir oğlum var. 1992’den beri aktif olarak siyasetin içindeyim 2004 yerel seçimle birlikte meclis üyeliği görevimi 2020 şu anda içinde bulunduğumuz döneme kadar devam eden görevimi yapıyorum. Meclis başkan vekilliği yapıyorum ve Sarıyer başkan yardımcılığı görevimi yerine getiriyorum. Sarıyer’i seviyorum. Sarıyer ayrıcalıklı bir ilçe. İçerisinde her şeyi barındıran bir ilçe olduğu için burada hizmet etmenin hem kolaylıkları var hem zorlukları var.

İlçemiz Sarıyer’in deniz kültüründe büyük yeri olan eski siyah beyaz fotoğraflarda Yeşilçam yapıtlarında ve nostalji denilince cadde ve sokakları ile ilk aklımıza gelen yerlerden. Sarıyer’i anlatır mısınız? Sarıyer denilince aklınıza neler geliyor?

Sarıyer denilince İstanbul’un akciğerleri. Kuzey ormanları bizde İstanbul’un %70 ormanları bizde. İstanbul tarihiyle coğrafyasıyla medeniyetleri ile tam bir kültür şehri. 39 ilçe içerisinde belki de en uzun sahile sahibiz 50 km’lik bir sahili var. İstanbul un köklü üniversitelerinin 10 tanesi burada. Yine büyük devletlerin başkonsoloslukları misafirhaneleri rezidansları Sarıyer’de bulunmakta. 6 tane kalemiz var. Bunların tarihi Cenevizler’e kadar dayanan kaleler. Bunlar genel anlamda tabiat ve kültür varlıklarımız tabi bunların dışında Sarıyer yine bu 39 ilçenin, bundan 30 yıl önce sebze ihtiyacını karşılayan tarımsal ürünleri olan hayvancılıkla uğraşan 8 tane köye sahip olan ilçeydi. Bu vesileyle tarım hayvancılık balıkçılık su ürünleri kültür mirası tabiat mirası doğal güzellikleri ile hepsini tek tek ele aldığınız zaman anlatılmaya değer bir ilçe. O siyah beyaz fotoğraflarda zaten bunun göstergesi. 50 km’lik sahilde deniz mahsullerinin balığın midyenin yakalandığı ve balık haline gönderilen ciddi bir miktarda üretimi yapılan ve bunlarla geçinen yaklaşık 10 bine yakın ailenin olduğu bir ilçe. Aynı zamanda da bu kadar geniş bir coğrafyaya sahip bir ilçe olması sebebi ile Türk sineması Yeşilçam’ın vazgeçilmez ilçelerinden biri. Tarabya oteli eski Yeşilçam dizisinde olmayan sahnesi yok, üstü açık araçlarla sinema oyuncularının çekmediği sahne yok. Şuanda Yeşilçam bitti ama yerli dizilerin çekildiği bir mekan haline geldi. Dolayısıyla sürekli bir kültür sanat insanların ilgi gösterdiği aynı zamanda sayfiye yer Sarıyer. İnsanların yemeye içmeye eğlenmeye çay içmeye balık yemeye geldikleri ciddi bir ilçe. Hepsinden önemlisi yazın cumartesi Pazar 100.000’e yakın İstanbulluyu hatta Türkiye’nin değişik il ve ilçelerinden gelip denize giren öyle çok sayıda bir plajın olduğu bir ilçe. Bunların tümünü değerlendirdiğiniz zaman hizmetinin hem kolay olması hem de zor olmasını barındırıyor. Sarıyer öyle bir röportajla iki cümleyle bitirilecek gibi değil. Burada bunu saatlerce konuşabiliriz. Sahilin 50 km olmasından tutun her sahildeki mahallenin ayrı özelliklerinin olması. Bu kadar kadim kültürü barındırıyor. Her sahilde her mahallede en az 2 tane 3 tane kilisenin olduğu caminin çeşmenin olduğu ve bunların hepsinin tarihi eser olduğunu varsayarsak uzun uzun anlatmaya değecek bir ilçe. Bir yüksek lisans araştırmam da bir ödevde 750 metrelik yerde 145 tarihi eser vardı. Ve o tarihi eserlerin her biri anlatılmaya değer. Bunları anlatmak lazım bizde dilimiz döndüğü kadar bunları anlatıyoruz.

Medeniyetler beşiği İstanbul’un coğrafi zenginliği boğazda 15 km den fazla sahiliniz bulunuyor. Kilyos gibi Karadeniz kıyılarını da dahil edersek Sarıyer mavi bir ilçe. Deniz kültüründe Sarıyer’i nasıl konumlandırırsınız?

Biraz önce de dediğim gibi 50 km sahil, Kısırkaya, Gümüşdere, Demirciköy, Kilyos, Rumeli Kavağı bütün İstanbul’un karşıda Şile’yi, Riva’yı, Ağva’yı bir kenara bırakırsak aslında bütün İstanbul’un denize girdiği yer. 10 dan fazla plajın olduğu, binlerce insanın çalıştığı ve 100 binlerce İstanbullunun da geldiğini varsayın, bunlar için ciddi bir lojistik alt yapınızın olması, yolunuzun olması ulaşımınızın olması lazım. Bu sektörde hizmet edecek yetişmiş elemanların olması bunların eğitilmesi lazım. Yazın çok sayıda vakalar oluyor biliyorsunuz. Sağlık hizmetini vermeniz lazım, can kurtaran hizmetini vermeniz lazım ama bu yazın bu 3 aylık bilemedin 4 aylık zaman dilimine sıkıştırılıyor. Ama geriye kalan 8 ayda bir bütçeniz var bu bütçeyi 12 ayda eşit oranda harcamak zorundasınız ama bunun yanında yazın bu 4 aylık sürede sizin bu bütçenizin karşılayamayacağı bir nüfus yoğunluğunun ilçenize geldiğini varsayın. Dolayısı i le bu anlamda tedbirlerinizi almanız lazım. Son zamanlarda özellikle sahil kesimlerinde sahile kıyısı olan mahallelerimizde arıtma atık su ve arıtma tesislerinin Büyükşehir ile birlikte planlanıp yapılması bu anlamda bizim üstümüzdeki yükün biraz hafiflemesi anlamına geliyor. Deniz balık su ürünleri bir kültür. Dünyanın her yerinde kabul edilen bir kültür. Deniz mahsulünün diğer yiyeceklerle sunulduğu ortamla sadece balığın midyenin salatasının servis edildiği kültürü çok iyi bilmek lazım. Bununla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Bir projemiz var beyaz martı hijyen projesi. İşte bu işletmelerin hijyen, sunumla ilgili balığın yakalamasından sofraya gelene kadar nasıl yakalanması nasıl saklanması nasıl sunum yapılması nasıl temizlik yapılası gerektiğini, bunların tümünün öğretildiği bir projemiz var, İstanbul üniversitesi ile birlikte yapıyoruz. Amacımız balığın tüketiminin arttırılması. Bu sayede de balığı deniz de avlayan, su ürünlerinin çeşitliliğini zenginleştiren, ciddi anlamda bir şey var nüfus potansiyeli var. Bunlarla uğraşan dernekler var vatandaşlar var bunlara da bilimsel olarak çağın gerisinde kalmayacak şekilde eğitimlerini aldırıp yanlış bildiklerini doğru olması, doğru bildiklerinin yanlış olmaması için ciddi bir eğitim sürecinden geçirilmelerini sağlıyoruz.

Kamu hizmet anlayışınız nedir? Sarıyer halkına nasıl faydalı olmayı ilkeli ediniyorsunuz?

Herkes söyler ama, kimsesizlerin kimsesi olmak. Biraz önce ifade ettim ya en yoksulu da bizde en zengini de bizde. Bu aradaki geçişi bu köprüyü çok iyi kurmak gerekiyor. Dolayısıyla yapacağınız kamu hizmeti kamunun ağırlıklı olacağı hizmetler olması lazım. Günümüz koşullarını, sanatın, sanatçının, belediyenin, ülkenin hangi durumda olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Eğer kamu yöneticisi bunları biliyorsa hani derler ya ağlamaya gerek yok, ağlama duvarı haline getirmeden, mazeret üretmeden gereğini yapmak lazım. Bizde işte kamu hizmetinden yararlanmayan milyonlarca vatandaşın, dar gelirli düşük gelirli insanların bu kamu hizmetinden birinci dereceden yararlanmaları hedefimiz bu. İkincisi bize ulaşamayan yerlere ulaşabilmek. Belediyeye bütün sorunlarını aktaramayacak durumda olan engellisi, yaşlısı, kadını, erkeği, toplumun dezavantajlı gruplarını oluşturan kimler varsa hizmet önceliğimizi onlara vermek. Bunun da ötesi Sarıyer’in yıllarca kangren haline gelmiş sorunları özellikle alt yapı sorunlarının çözülmesi bu anlamda ciddi bir enerji ile çaba sarf etmek durumundayız. Varsılı ile yoksulu ile kamu hizmetlerinin eşit bir şekilde ve yerinde yönetim anlayışı ile bu hizmetlerden yararlanmalarının yolunu açmak, özellikle çağın getirdiği nimetlerden yararlanmak, uzaktan, internet üzerinden, online, dijital adına ne derseniz deyin, ulaşamayanların evlerine kadar bu hizmetleri ulaştırabilmek ve dağıtacağımız hizmetlerde hiçbir mahalleyi, yöreyi ayırmadan hizmette yararlanmakta eşitlik ilkesini ön plana çıkarmaya çalışıyoruz.

Sayın başkan Şükrü Genç ile uyumlu ve tempolu bir yönetim anlayışı sergiliyorsunuz. Sayın başkanın gösterdiği hedefler ve ilkeler doğrultusunda önümüzdeki günlerde neler yapmayı planlıyorsunuz? Projeleriniz neler?

Önümüzdeki günlerde özellikle Sarıyer’in mülkiyet sorununun çözümünde yönelik alt yapısını oluşturduğumuz ve karar aşamasında bir üst makam olan işte büyükşehir ve bakanlık düzeyinde bu mülkiyet sorununun çözümüne yönelik somut adımların atılması ile ilgili ciddi bir gayret içerisine gireceğiz. Diğer bir mevzu ciddi bir anlamda arıtma tesisi sorunu var köyler bölgesinde. İSKİ ile birlikte bu arıtma tesisinin yapılması ile birlikte Sarıyer’i 30 yıl öncesindeki özlenen Sarıyer’e getirebilirsek bizim için vazgeçilmez mutluluk olur. Çünkü temiz çevre, temiz deniz, temiz balık, bunların bir tanesini aradan es geçersiniz atlarsanız, balığın boyutu, şu saatte, şu günlerde avlansın gibisinden konuşmak zorunda kalırız. Onun dışında ciddi bir alt yapı sorunu vardı bu 12 yıllık süre içerisinde büyük bir kısmını yaptık. Kalan bölümü tamamen İBB ve İSKİ sorumluluğunda kalan yerlerdi. Onlarla da şuan uyum içerisinde çalışıp yapıyoruz. Dar gelirli ya da dezavantajlı gruplara ilişkin büyük projelerimiz var. İleri yaşam köyü. Yaşlısının, engellisinin, çocuğunun birlikte zamanlarını geçireceği kalabilecekleri, eğlenebilecekleri büyük bir yaşam köyü projemiz var. Zekeriyaköy spor vadisi projemiz var. İfade edildiği gibi Sarıyer dışarıdan bakıldığı zaman varlıklı zengin insanların oturduğu yer gibi gözüküyor ama değil. Dolayısıyla bir taraftan eğitim, bir taraftan sağlık, bir taraftan alt yapı, bunlarla ilgili çılgın projelere gerek yok. Hayatlarını idame ettirebilecekleri hizmetlerin bu mahallelere gönderilmesi ile bu insanların çok mutlu olacağını biz biliyoruz. Sarıyer sadece Maslak’taki gökdelenlerden oluşmuyor. Burada çok ciddi bir tarım, hayvancılık kültürü var. Bunlar tekrar yapılabilir mi yapılabilir. Bizde bunların alt yapısını oluşturmayla ilgili ciddi projeler hazırladık.

Türkiye’de midyenin başkenti Sarıyer. Türkiye’nin en büyük balıkçı köyü de Sarıyer. Tekneleri ile yalıları ile yunusları ile Sarıyer de denizin dokusunda uygun neler görebiliriz?

Eskiden yalıların her birinin altında kayıkhaneler vardı. Yalının altında kayıkhane olmasının hikayesini herkes kendine göre anlatabilir ama benim anlatacağım hikaye, yalıda oturan boğazda kürek çekebiliyormuş. O sandalıyla balıkta avlıyormuş. Sabah kalkıyor diyelim ki haftada bir gün. Sabah açılıyor balığını yakalıyor akşam geliyor ve yiyor. Bir üretim var. Bu üretimi ne olursa olsun ister olta ile balık tutan olsun, ister tekne ile tutan olsun bu kültürü yerleştirmemiz lazım. Olta ile tutan boyu küçük olan tutulmaması gereken balığı tutmamayı bilmesi gerek. Büyük teknedeki trol yapmayacak, avlamaması gereken balığı ve avlanmaması gereken yerde av yapmayacak. Zenginlik olsun büyüsün bu balıklar çoğalsın binlerce değil milyonlarca olsun. Bunun gelişmesi ve yaygınlaşması ile ilgili Sarıyer aslında pilot bölge. 2200’den fazla balıkçı teknesinin olduğu ülkede 500 büyük tekne Sarıyerli. Rumeli Feneri, Rumeli Kavaklı, Büyük Dereli balıkçılar. İstanbul balık haline giden balıkların % 30- 35 ini Sarıyerli balıkçılar tutuyor. Dolayısı ile bununla geçinen 10 bine yakın insan aile var, kooperatifler var, balıkçı reisleri var, tayfalar var ve yüzlerce tayfa 1 eylül balık sezonu açıldığı zaman nisan ayına kadar ordu dan Giresun’dan tokattan oradan buradan tayfalar geliyorlar Sarıyerlilerin tekneleri ile beraber denize açılıyorlar balık tutuyorlar. Bir 6-7 ay sürekli denizdeler. Birbirini tanımayan insanlar öyle bir ortamda bir araya geliyorsa o zaman işin boyutunu biraz daha büyütmemiz lazım. Uzmanlar diyor ki balığın yakalandığı yer karaya en yakın yeri neresi ise orada karaya çıkartılıp depolanması gerekiyor. Örnek veriyorum Kilyos’ta yakalanan balığı Kilyos’ta depola diyor. Alıp işte Ambarlı’ya götürme. Bunu neden söylüyor lojistik olarak ulaşım engeline takılmamak için. Aynı zamanda diyor balık satış yerleri, mezat yerleri yapın diyor. Bizde bununla ilgili alt yapı çalışmalarımızı tamamladık ama kolay bir süreç değil. Ormanı konuştuk denizi midyeyi konuştuk ama halen bir denizcilik bakanlığı su bakanlığı diye bir bu işlere bakacak bakanlık seviyesinde bir kurum yok. Bunu kurulması ve yasası olması lazım. Midyenin de balığın da yasası olsun.

KAYNAK: denizkartali.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir